x

Atilla UYANIK Resim Galerisi

Anketler

Sayfamıza Nasıl Ulaştınız
 
İş ortaklıkları(Joint Ventura) PDF Yazdır e-Posta
Yönetici tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 21 Kasım 2009 17:05

4369 SAYILI KANUN SONRASI İŞ ORTAKLIKLARI

   I- GİRİŞ : 

İş ortaklıkları, belli bir işin birlikte yapılmasını müştereken taahhüt etmek ve kazancını paylaşmak amacıyla kurdukları ortaklıklar olarak tanımlanabilir. İş ortaklıkları (Joint Ventura)  gerek ulusal alanda gerekse de  uluslar arası   alanlarda büyük ve kapsamlı işlerin yerine getirilmesinde önemli bir işlevleri bulunmaktadır. Ayrıca iş ortaklıkları yabancı sermayenin ve teknolojik yatırımların gelişmesinde de hayli etkili olmaktadır.

 

Ancak uygulamada özellikle vergilendirme ve mükellefiyet açısından bir kısım sorunlar yaşanmakta olup, özellikle 4369 sayılı Kanun sonrası gelişmeler ışığında konuya ilişkin hususlar aşağıda açıklanmaya çalışılmaktadır.

 II- Vergilendirme Açısından İş Ortaklıklarının Kavramı  

            Kurumlar Vergisi Kanununun 1’ inci maddesine  1.1.1986 tarihinde yürürlüğüne giren 3239 sayılı Kanunun 71’ inci maddesi [1] ile  eklenmiş  olan E bendi ile   iş ortaklıkları, Kurumlar Vergisi statüsüne alınarak Kurumlar Vergisi mükellefiyetine tabi tutulmuştur. Daha  sonra KVK’ nun mükerrer 6’ ıncı maddesine,   4369 sayılı Kanun un 81/D-1. maddesiyle [2] yapılan değişiklik sonucu ilave edilen ibareyle,[3] "... kurdukları ortaklıklar..." ibaresinin "... kurdukları ortaklıklardan vergi dairesinden bu şekilde mükellefiyet tesis edilmesini talep edenler...", şeklinde değiştirilmiştir.

 

            Buna göre söz konusu 6 ıncı madde, 4369 sayılı Kanun sonrası “KVK’ nun 1’ inci maddesinin A, B, C ve D bentlerinde yazılı kurumların kendi aralarında, şahıs ortaklıkları veya gerçek kişilerle belli bir işin birlikte yapılmasını müştereken taahhüt etmek ve kazancını paylaşmak amacıyla kurdukları ortaklıklardan vergi dairesinden bu şekilde mükellefiyet tesis edilmesini talep edenler iş ortaklığıdır.  Bunların tüzelkişiliklerinin olmaması mükellefiyetlerini etkilemez.” şeklini almış bulunmaktadır.

 

            Yapılan yasal düzenlemeler  sonucu iş ortaklıkları açısından  hem kurumlar statüsü korunmuş hem de adi ortaklık olarak mükellefiyet tesis etme imkanı getirilmiştir.[4]

  III- Kuruluş Esasları Açısından İş Ortaklıklarının Kavramı 

Yukarıda belirtilen hususlar dahilinde, bir ortaklığın iş ortaklığı olarak mütalaa edilebilmesi  için taşıması gerekli unsurlar 31 seri no.lı Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 1/b bendinde  aşağıdaki gibi belirtilmiştir.[5]

 

  1. Ortaklardan en az birinin kurumlar vergisi mükellefi olması,
 
  1. Ortaklığın belli bir işi sonuçlandırmak üzere yazılı bir sözleşme ile kurulması,
  2. İş ortaklığı konusunun belli bir iş  olması,
 
  1. Birlikte yapılacak işin,  belli bir süre içerisinde gerçekleştirilmesinin öngörülmesi,
 
  1. İşin birden fazla takvim yılına yaygın; inşaat,onarma,montaj ve teknik hizmetler olması,[6] .
 
  1. İş ortaklığı ile İşveren arasında bir taahhüt sözleşmesinin olması,
  2. Tarafların, müştereken taahhüt edilen işin, belli bir veya birden fazla bölümden değil, tamamından işverene karşı sorumlu olmaları, (ancak ihaleleri işlerde lider konumundaki işletme için bu sorumluluk daha farklı şekilde olabilmektedir).
 
  1. İşin bitiminde kazancın paylaşılması,
 
  1. İşin tamamlanmasına müteakip, kurumlar vergisi mükellefi ya da adi ortaklık statüsünde olup olmadıkları dikkate alınarak, gerekli her türlü yasal zorunlu yükümlülüklerin yerine getirilmesi neticesi  oluşan net kazancın paylaşılması,
 

Ancak konu ile ilgili  sıklıkla karşılaşılan sorun iş ortaklığı ile konsorsiyumlar arasındaki ayırımdır. Yukarıda da belirtildiği gibi iş ortaklığında işin tamamının müştereken taahhüt edilmesi söz konusu iken, konsorsiyumlarda işin belirli bir bölümünün yapımı taahhüt edilmekte ve bu husus sözleşmede açıkça  belirtilmektedir.

  

 IV- İş Ortaklıklarında Mükellefiyet Tesisi,   İşin Bitimi ve Kar Dağıtımı Açısından Değerlendirmeler  A-    Mükellefiyet Tesisi 

Uygulamada karşılaşılan en önemli husus mükellefiyet tesisi ile ilgili olmaktadır. Zira yukarıda belirtilen tüzel ve gerçek kişilerin belirli bir işin birlikte yerine getirilmesi amacıyla yapmış oldukları müşterek taahhütlerde, alınan iş farklı şekilde ve sürelerde olabilmektedir. Örneğin işin birden fazla takvim yılına yaygın bir iş olmaması halinde hangi esasa göre mükellefiyet tescilinin yapılacağı konusunda çeşitli tereddütler oluşmaktadır.

 

      Ancak belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde iş ortaklıklarının, adi ortaklık statüsüne yada kurumlar vergisi mükellefi olarak müstakil bir birim olarak kabul edilmesi gerekmektedir.

 

            Dolayısıyla işi üstlenen firmaların talebine bağlı olarak iş ortaklarının mükellefiyet tesisi, kurumlar vergisi kapsamında olabileceği gibi “adi ortalık” şeklinde de olabilmelidir. Diğer taraftan işin kısa süreli olması halinde bir kısım formalitelerin ortadan kaldırılması ve olayın daha kolay çözümlenmesi açısından adi ortaklık şeklinde mükellefiyet tesisinin daha uygun olacağı düşünülmektedir.

 

            Diğer taraftan 4369 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin uygulanmasına yönelik olarak yayınlanan 59 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin[7] 2’ inci  maddesinde, “kurumlar vergisi   mükellefiyetinin kaldırılması talebine ilişkin yapılacak işlemler ile ilgili düzenlemelerde” her hangi bir şart mevcut bulunmamaktadır. Söz konusu Tebliğin 2/a bendinde “Başvuran iş ortaklıklarının kurumlar vergisi mükellefiyetine son verilecek, adi ortaklık olarak kayıt ve işlemleri yapılacaktır.” hükmü yer almaktadır.

 

B-   İşin Bitimi ve Kar Dağıtımı

 

İnşaat ve onarma işi için işin bitim tarihi gelir vergisi kanununun 44. maddesinde belirlenen esaslara göre tayin olunacaktır. Geçici ve kesin kabul usulüne tabi işlerde geçici kabulün yapıldığı, tutanağın düzenlendiği tarih işin bitimidir. Bunun dışındaki durumlarda işin fiilen tamamlandığı ya da işin fiilen bırakıldığı tarih işin bitim tarihi olarak kabul edilir. İş nedeniyle mükellefiyetle ilgili ödevlerin de tamamının yerine getirilmesi gerekir.

 

      Kurumlar vergisi mükellefi olan iş ortaklıklarında iş bitimi itibariyle her türlü vergi ve diğer yasal yükümlülüklerin ödenmesi neticesi kalan net kar ortakların hisseleri nispetinde dağıtılır. İş ortaklıklarından ortakların elde ettikleri kar payları gerçek kişiler için menkul sermaye iradı, tüzel kişiler yönünden ise iştirak kazancı olarak değerlendirilmektedir.

 

Adi ortaklıklarda ise kazanç vergilendirme yapılmadan önce paylaştırılır. Ortaklar paylaşım sonucu adi ortaklıktan elde ettikleri kazancı mükellefiyet durumlarına göre ortaklar bilançolarına alarak  kendi firmalarından beyan ederler. Adi ortaklıktan kazanç elde eden gerçek kişiler bu kazançları ticari kazanç olarak gelir vergisi beyannamesi ile beyan etmeleri gerekmektedir.  

 

 V- SONUÇ

Yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği gibi İş ortaklıkları hem kurumlar vergisi mükellefi olarak hem de adi ortaklık olarak kurulabilirler. Dolayısıyla iş ortaklığı tarafından taahhüt edilen işin süresi ve özelliğine bağlı olmaksızın, ilgili vergi dairesi tarafından talep edilen şekilde  mükellefiyet tesislerinin yapılması gerekmektedir.

 

Kar dağıtımı ve vergilendirme, kurum olan ortaklarda Kurumlar Vergisi Kanununa uygun olarak her türlü vergi ve diğer yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesinden sonra kalan tutar üzerinden yapılacaktır.

 

Ortaklardan birisinin gelir vergisi mükellefi olması durumunda ise o gerçek kişinin vergilendirilmesi Gelir Vergisi Kanununa göre yapılacaktır.

 

4369 sayılı Kanun sonrası uygulama bakımından ise, adi ortaklık sayılan iş ortaklıklarında   karın dağıtımı vergiden önceki tutar üzerinden yapılacaktır.Vergilendirme ortak olan tüzel  yada gerçek kişilerin bünyelerinde yapılacak olup, ortaklar kendi hisselerine düşen kazancı beyannamelerine dahil edeceklerdir.Bu şekilde hesaplanan vergilerden iş ortaklığına yapılan ödemelerden kesilen vergilerde hisseleri oranında mahsup edilecektir. 

    


[1] İlgili Kanun 4.12.1985 tarihinde kabul edilmiş olup, 18955 sayılı ve 11.12.1985 tarihli R.G.’ de yayımlanmıştır.

[2] . 23417 mükerrer  sayılı ve  29.7.1998 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır.

[3] İlgili hüküm kanunun yürürlüğe girdiği 29.07.1998 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanmıştır.

[4] Ayrıca aynı Kanunun  58’ inci maddesi ile KVK’ na ilave edilen geçici 27’ inci maddesi hükmüne göre  “Bu Kanunun yayımı tarihinden önce mükellefiyetini iş ortaklığı olarak tesis ettirmiş olan kurumlar, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir ay içerisinde vergi dairesine başvurarak Kurumlar Vergisi Kanununun bu Kanunla değiştirilen mükerrer 6 ncı maddesindeki ihtiyarilik hakkından yararlanabilirler. Bu hükmün uygulamasına ilişkin usul ve esasları tespit etmeye Maliye Bakanlığı yetkilidir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. 

[5] 03.04.1986 tarih ve 19067 sayılı Resmi gazete’ de yayımlanmıştır.

[6] Ancak bize göre bu şart adi ortaklık şeklinde mükellefiyet tescili yaptıran iş ortaklıkları için geçerli olmamaktadır. Zira çok kısa bir süre örneğin 5 ay içerisinde tamamlanması öngörülen işlerde eğer müşterek taahhüt edilmiş ise bunun adi ortaklık şeklinde “iş ortaklığı” olarak kabulü gerekmektedir

[7] 22.08.1998 tarih ve 23441  sayılı R.G.’ de yayınlanmıştır.

Son Güncelleme: Cumartesi, 21 Kasım 2009 17:10